ŞİRİNEMDEN SEÇME SÖZLER VE YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞİRİNEMDEN SEÇME SÖZLER VE YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2010 Çarşamba

MUTFAK SIRLARI.......


Sebze Pişirirken:

Karnabahar, lahana, soğan gibi keskin kokulu yiyecekler pişirilirken tencere kapağı aralık tutulursa, kokunun yemeğe sinmesi önlenmiş olur.
Sebze yemeği pişirilirken yemeğe ekleyeceğiniz su sıcak olmalıdır. Yemeğiniz daha lezzetli olacaktır.
Yeşil renkli sebzelerin rengini korumak için tencerenin kapagı aralık tutularak buharın çıkması sağlanmalı veya yemek tencerenin kapağı sık sık açılarak pişirilmelidir.
Sebzeler haşlanarak kullanılacaksa, haşlama suyuna eklenecek bir miktar sirke, sebzelerin renginin korunmasını sağlayacaktır.Haşlama Yaparken(Kırıcı olmamaya tikkat edin:)
Makarnanın haşlama suyuna bir, iki baş soğan, havuç v.b.sebzeler koyarsanız daha lezzetli olacağını göreceksiniz. ü Et suyu yaparken mutlaka soğuk su ile haşlayınız. Böylelikle aromalar eşit oranda yayılır.

Hamur İşleri:

Eğer evde ekmek yapıyorsanız, içine koyacağınız bir miktar haşlanmış ve ezilmiş patates ekmeğinizin daha geç bayatlamasını sağlayacaktır.

Kekinizin kabarmasını istiyorsanız margarin ve şekerini iyi çırpın. Güzel kek yapmanın bir koşulu da margarin ve yumurtanın oda sıcaklığında olmasıdır.


Terbiye Yöntemleri :

Marine etme, etin taze ot ve baharatlı bir sıvı (marinat) içinde bekletilerek yumuşatılması ve tatlandırılmasıdır.
İşte size kolayca hazırlayabileceğiniz bir marinat: Bir miktar soğanı (ör.1 kg. et için 3 orta boy soğan) çok küçük parçalar halinde kestikten sonra bir tülbentin içine koyun ve suyunu bir kabın içine çıkartın.
Aynı kabın içine bir miktar zeytinyağıyla birlikte kekik ve defne yaprağı koyun. Eti bu karışımın içine yatırın ve 24 saat bekletin. Etinizin yumuşak ve lezzetli olacağını göreceksiniz.
Etler ızgara yaptıktan sonra bekleyecekse, saklama kabını önceden ısıtıp, ağzını sıkıca kapatmak, yiyeceklerinizin daha geç soğumasını sağlayacaktır.

mutfaksirlari.com ALINTIDIR

KIŞ ÇİÇEKLERİ


HERCAİ MENEKŞE:Bitkileri gözle görebileceğiniz noktalara, saksılara dikin.Küçük saksıların içindeki bir hercai fidesi bütün kış renk açlığınızı giderebilir. Aydınlık, yarı gölgeli ortamlar bu bitkinin yetişmesi açısından çok fark etmez. Her türlü toprakta özellikle rutubet varsa iyi gelişir. Çiçekleri 10 santime tadar büyüyebilir. Sanırım 20 - 30 değişik renk tonu var bu çiçeğin. Bahçenizdeki daimi yeşil çit önlerine beyaz, altın ya da mavi - mor renklerini dikebilirsiniz. Renkleri karıştırmadan büyük öbekler halinde dikmelisiniz. Böylece çok etkileyici olacaktır.



ÇUHA ÇİÇEKLERİ :Ülkemizde doğal olarak Karadeniz bölgesinde yetişir. Ancak bizim evlerimizde, bahçelerimizde yetiştirdiğimiz göz alıcı renklere sahip olan Çuhalar genetik laboratuarlarında geliştirilen çeşitlerdir.Eylül-Ekim ayında dikilir. Dikim sırasında bitkiler arasında bulundurulacak aralık ve mesafe 20 cm olmalıdır. 30-35 derecede yetişirlerse kırmızı renkli olurlar. 15-20 derecede yetişirse beyaz renkli olurlar. Ekim zamanına ve sıcaklığa bağlı olarak Kasım ortalarından Mayıs'a kadar çiçeklenirler

CYCLAMEN :Soguk havayı seven bir bitki oldugu icin sonbahar-kıs aylarında cicek acar. Yaz döneminde ise dinlemeye gecer. Cicekleri beyaz, pembe, mor veya kirmizi renktedir. Bazi turlerin yaprak uclari duz olurken bazi turlerin ise kivircikdir.
Aydinlik ve serin olan ortamlari severler. Diger ciceklerden biraz uzak bir yere yerlestirilmelidirler cunku temiz havaya ihtiyac duyarlar.
Topragi surekli nemli tutulmalidir.
Yapraklari kahverengiye donustugu zaman veya soldugu zaman dip kisimlarindan tutulup koparilmalidir.

20 Ekim 2010 Çarşamba

TANRIDAN İSTEMEK..


Tanrıdan gururumu yok etmesini istedim.
Tanrı " Hayır dedi.Gurur benim yok edebileceğim bir şey değil, Senin bırakabileceğin birşeydir."
*Tanrıdan sakat çocuğumu iyileştirmesini istedim.
Tanrı " Hayır, dedi Onun ruhu sağlam, vücut o kadar önemli değil, O geçici bir şeydir."
Tanrıdan Bana sabır vermesini istedim.
Tanrı " Hayır, dedi Sabır büyük acılar çekilerek öğrenilebilecek bir şeydir. Sabır verilmez, hakedilir."
Tanrıdan Beni mutlu etmesini istedim.
Tanrı, " Hayır, dedi Ben sadece nimetlerimi sunarım, Mutlu olmak sana bağlı.." Tanrıdan Beni çektiğim acılardan kurtarmasını istedim.
Tanrı " Hayır, dedi Çektiğin acılar günlük kaygılarının önemsizliğini anlamanı, onlardan uzaklaşmanı ve bana daha çok yaklaşmanı sağlar.
*Tanrıdan Ruhumu olgunlaştırmasını istedim.
Tanrı " Hayır, dedi Kendi kendine olgunlaşmalısın, ama meyvelerini alman için yardım edeceğimden emin olabilirsin.
*Tanrıdan Hayatı sevmemi sağlayacak her şeyi istedim.
Tanrı, " Hayır, dedi Ben sana hayatı vereceğim. Böylece hayata dair her şeye ancak sen sahip olabilirsin."
Tanrıdan,Tanrıya duyduğum sevgiyi, başkalarına da duyabilmeyi istedim.
Tanrı söyle dedi:" Ohhh! Nihayet doğru bir şey istedin.'Ruhu olgunlaşmamış bir kul Tanrıya hep " 'bana... ver " ile biten dualar eder.Olgunlaşmış bir ruh ise "' Vermemi sağla " diye bitirir dualarını...

****Steve Goodier'in 'Bir Dakika Hayatinizi Değiştirebilir' adlı kitabındanalındı.

4 Mayıs 2010 Salı

KOCA TİPLERİ :))

Kadın akşam işten çıkar. Çocuğu yuvadan alır.
Markete geçer ıspanak alır. Koştura koştura eve döner.
Çocuğu soyar, elini yüzünü yıkar.
Kendi üstünü değiştirir. Mutfağa koşar.
Bir yandan ıspanakları yıkar bir yandan çocuğun sorularına
ve ihtiyaçlarına cevap verir.
Bir yandan sofrayı hazırlar…
O DA NE YOĞURT ALMAYI UNUTMUŞTUR!
Yoğurtsuz ıspanak olmaz Hemen kocasını arar




Kocadan Kocaya değişen cevaplar:

1) Ben geç geleceğim. Toplantım var.
Yoğurtsuz yiyin
( laçkalaşmış koca)

2) Ben geç geleceğim Çok üzgünüm,
tühhhhhh şimdi ıspanak da yoğurtsuz olmaz ki.
E, yoğurt getireyim kapıdan bırakayım hemen döneyim,
toplantı bu, kaçırsam olmaz. Mazallah dağlara taşlara
işten atılma sebebim olur, sonra yoğurt dökecek
ıspanak bile bulamayız



( aldatan koca ya da eve gelmemek için bahane
arayan koca ,ama bi yandan da vicdanı sızlayan koca.. )

3) Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor........
(İşte bu aldatan koca)

4) Mendebur kadın ıspanağı aldın da yoğurdu niye almadın!




("kazma" tipi koca )

5) Igggghhhh yine mi ıspanak. Otlaya otlaya sığır olduk
("kalas" tipi koca)

6) Tamam alırım

[Monotonlaşmış koca)


7) Tamam alırım başka bir şey lazım mı?
(Normal koca)


8) Tamam hayatım alırım başka bir isteğin var mı?
( İdeal koca)



9) Aman canııım, ıspanakla mı uğraştın?
Yapmadıysan bırak ya dışardan söyleyelim
ya da dışarıda yiyelim
(Yok böyle bi koca)

HANIMLAR DİKKATT......


Aklınızda Bulunsun..... Bilhassa hotel veya elbise provası yapılan yerlerde dikkatli olunuz.... . Son yıllarda özellikle Amerika, tüm Avrupa ülkeleri ve ülkemizde de yaygınlaşan çift yönlü ayna kullanımı hakkında bir uyarıdır... Kaldığınız otelin odasında veya girdiğiniz soyunma kabinindeki ayna acaba sıradan ve normal bir ayna mı, yoksa diğer taraftan birinin sizi izlediği çift yönlü bir ayna mı? Bunu anlamanın basit ve pratik bir yolu var; Parmağınızı tırnağınız ayna yüzeyine gelecek şekilde aynaya dokundurun. Eğer tırnağınız ile tırnağınızın aynadaki yansıması arasında bir *boşluk varsa sorun yok demektir, bu normal bir **ayna....* Eğer tırnağınız ile tırnağınızın aynadaki yansıması arasında bir *boşluk yoksa *yani "tırnağınız ve aynadaki görüntüsü doğrudan birbirine temas ediyorsa dikkat* ! IZLENIYORSUNUZ* !!! Aman dikkat, Özellikle hanımlar...
alıntıdır

20 Şubat 2010 Cumartesi

BİR ÖPÜCÜK :)


Genç kız dükkana girer ve sırnaşık tezgahtara sorar ; şu kurdelanın metresi kaça ? Sırnaşık tezgahtar yılışarak cevaplar bir öpücük tatlı bayan . Genç kız o zaman 10 metre alayım der . Sırnaşık tezgahtar heyecanlanarak hızlı hızlı sarar kurdelayı teslim eder ve kızın yüzüne bakmaya başlar . Genç kız teşekkür ederim der ve arkasında duran yaşlı bayanı işaret ederek hesabı babaannem ödeyecek der
alıntıdır

13 Şubat 2010 Cumartesi

SEVGİLİLER GÜNÜ MESAJLARI...



Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yasamaya razıyım seninle... Daha nice sevgililer gününü beraber geçirmek dileğiyle..

Gönlüme taht kurdun, gönlümün sultanı oldun, gece gökyüzünde parlayan yıldızım, sabah ise ruhuma doğan güneşim oldun. Sevgililer günün kutlu olsun!


Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da... Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de... Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, işte o en büyük gerçek...


Hadi gel tut ellerimi! Benimle yan! Benimle meydan oku her çaresizliğe! Benimle uyu benimle uyan. Birlikte varalım nice yıllara


Yasamak özlemsiz, özlem sevgisiz, sevgi sensiz olmaz! Unutma ki sevmek daima beraber olmak değil, sensizken bile seninle olabilmektir... Bu sevgililer gününde yanında değilim belki ama özlemim sevgim hep seninle. Seni seviyorum!



Biliyorsun her gökkuşağının bittiği yerde bir hazine saklanırmış. Eskiler böyle der. Gökkuşağını takip ettim geçenlerde sende bitti... En değerli hazinemsin benim, canımsın. Sevgililer günümüz kutlu olsun.

ALINTIDIR

SEVGİLİLER GÜNÜ NEDİR ?



Sevgililer Günü'nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma'da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu.

Bu bayram, halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler, sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı.

Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı'nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar, isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.

İmparator 2. Claudius, Roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem, ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden, Roma'daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı.

Aziz Valentine de Claudius'un hükümdarlığı zamanında Roma'da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius'un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak İmparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine, insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubat'ında Hıristiyan şehitliğine gömüldü.

Aynı zamanlarda Roma'daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia Bayramı'nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seromoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar.

Hıristiyan Kilisesi'nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar, bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı'nın başladığı günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar. O gün bugündür her yılın 14 Şubat'ı "Sevgililer Günü" olarak kutlanmaya devam ediyor ve yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi.


ALINTIDIR.

19 Ocak 2010 Salı

GDO FIKRASI





Dünya genetik Projeler yarışması yapılıyormuş...
Tüm ülkelerden genetik profösörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış...
İlk, Fransız profösörün çalışmasının başına gelmişler.
Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş.
Fransız profösör başlamış anlatmaya: Ben inek genleri ile tavuk genlerini
birleştirdim,ortaya çıkan mahlukatın eti,kırmızı et kadar
lezzetli,beyaz et kadar
sağlıklı oldu demiş.
Ardından, diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar...
Sıra gelmiş Türkiye'den Laz profösöre...
Jüri başkanı: "Sizin çalışmanız nedir?" diye sormuş.
Laz profösör başlamış anlatmaya: Ben demiş,karpuz genleri ile
hamamböceği genlerini birleştirdim!.
Birden!... tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan,Laz profösöre:
"Bu çalışma ne işe yarar?" diye sormuş...
Laz profösör: "Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyorsun, çekirdekleri
kaçışıyor..."
alıntıdır

6 Ocak 2010 Çarşamba

MUTLULUĞUNUZ SONSUZ OLSUN...


İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş...
Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler...
Saklayalım, zor bulsunlar...
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek
başlamışlar tartışmaya...
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü...
Kimisi:
Everest'in tepesine saklayalım'' demiş, kimisi:
Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş.
Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası...
Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, şarap
şişesi..
Sigara paketi, lale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor
gelmemiş...
Derken meleklerden biri:

İÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş...
Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!''
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde
saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın
yüzü...
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...
Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka
bir
şeyde...
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun...
Siz dışını boşverin, içine bakın...
ALINTIDIR

BİR ANI....




İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler...
Trene binerler ve kompartımana çekilirler. Ertesi gün, yaveri, Atatürk'ün
kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını
yıkamaktadır. Yaveri; 'Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde, niye
böylesiniz?' der. 'Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı
unutmuşsunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı. Setremi yastık
yaptım üşüdüm. Uyumadım kalktım' der. Yaveri; 'Aman paşam! Birimize haber verseydiniz. Hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik' der ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir; 'Geç fark ettim. Hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam degil, milletimin rahat uyumasi ..'




ATAMIZ SAYESİNDE ÖYLE RAHAT UYUYORUZ Kİ;
alıntıdır

BARDAĞI YERE BIRAKIN



Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı

Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu :

"Bu bardağın ağır lığı sizce ne kadardır?"

'50gm!' .... '100gm!' .....'125gm'

..diye öğrenciler yanıtladı.

"Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem," dedi profösör, "ama, benim sorum şu ki :

"Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?"

'Hiçbir şey' …..diye yanıtladı öğrenciler.

"Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?" diye sordu profesör bu kez…

"Kolunuz ağrımaya başlardı efendim" diye öğrencilerden biri yanıtladı

"Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?"

"Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı, batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!"….. tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler

"Çok iyi. Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?"

diye sordu profesör.

"Hayır…." diye yanıtladı herkes

Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?"

Öğrenciler bulmaca çöze rmişçesine düşünmeye başladılar.

"Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?"diye tekrar profesör sordu.

"Bardağı bırakın düşsün!" diye öğrencilerden biri yanıt verdi.

"Kesinlikle!" dedi, profesör.

"Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsın. Bir sorun yokmuş gibi görünür. Uzun bir süre düşünürsün. Başınız ağrımaya başlar.

Daha uzun düşünün. Artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur.

Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,

Fakat DAHA ÖNEMLİSİ onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi). Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!

Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda,
Sevdiklerinize şunu hatırlatın :
'Bardağı yere bırakın bugün!'
alıntıdır

30 Aralık 2009 Çarşamba

YILBAŞI SOFRALARI KİLO ALDIRIYOR!



Prof. Dr. Neriman İnanç, yılbaşı sofrasıyla ilgili uyarılarda bulundu. Yılbaşı gecesi genellikle et ve et ürünleri, tatlılar, hamur işleri, cips, kuruyemiş, meze ve alkol tüketiminin arttığını ifade eden Prof. Dr. İnanç, yılbaşı sofrasında sebze ve meyve tüketiminin azaldığını belirtti. Kronik hastalığı olanların yılbaşı akşamı yemek yerken daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayarak, “Yılbaşının kış aylarının tam ortasında bir gün olması, bu özel günde tüketilen yüksek enerjili besinler ve havaların soğuması ile bazal metabolizma hızının yavaşlaması nedeniyle kilo alma riskini artırmaktadır.

Çok yağlı ve şekerli besinlerin tercih edilmesi, hazırlanan yiyeceklerin kısa bir zaman dilimi içerisinde tüketilmesi, alkollü içkilerin içilmesi gaz, şişkinlik, hazımsızlık gibi sindirim sistemi sorunlarına neden olmaktadır. Yılbaşı yemeğinde 4 besin grubundan (süt, et, tahıl, sebze-meyve) ihtiyacınıza uygun olanları yeterli miktarlarda tüketmeye dikkat edin. 31 Aralık günü, mutlaka kahvaltı ile güne başlayın ve günün diğer öğünleri de atlanmayın” dedi.

Prof. Dr. İnanç, yılbaşı gecesi yenecek yemeklerin kızartma ve kavurma yöntemlerine göre daha sağlıklı olan haşlama ve buğulama yöntemleriyle hazırlanması gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. İnanç, şunları söyledi:

“Yılbaşı akşam yemeğinde olası yüksek enerji alımı nedeniyle, diğer öğünlerdeki enerji alımı azalacaktır. Yılbaşı sofrasına aç oturmak yerine yemekten 1 ya da 2 saat önce özellikle kan şekerinin uzun süre belirli seviyede kalmasını sağlayacak glisemik indeksi düşük olan tam tahıllı 2 ince dilim ekmekle yapılmış bir tost yenmesini öneriyorum. Böylece gece boyunca daha az besin tüketeceksiniz.

Su tüketimini hem yılbaşı akşamı, hem de ertesi gün için mutlaka arttırmak gerekiyor. Yılbaşı akşamı sofrada ara ara, yudum yudum su içmek hem tokluk hissini arttırır hem de sindirimi kolaylaştırır. Bir diğer önemli konuda yılbaşı gecesi tüketilen alkolün vücutta yaratacağı etkiyi azaltmaktır. Alkol vücuttan fazlasıyla su atılmasına neden olur. Atılan suyu yenisiyle yerine koymazsak susuz kalan vücut daha kolay yağlanır ve toksin birikir. Bu nedenle yılbaşı gecesinin ertesinde bol bol su içmek gerekir. Bitki çayları, özellikle meyve çayları ve taze sıkılmış portakal ya da havuç suyu gibi içeceklerle desteklemek de iyi olacaktır.”

ekolay.net

YENİ YIL MESAJLARI...



Yine bir yıl başı yaklaşıyor bu yıl başı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzellikte geçmesini diliyorum

Hiç hata yapmayan insan genellikle hiçbir şey yapamaz. 2009 yılında hatalarımızın az, başarılarımızın devamlı olması dileğiyle mutlu yıllar..

Sahip olduklarımızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamımızın yoğrulmasıdır. Gelecek yıllar varlığımızı zenginleştirecek. Yeni yıl ilk adım.. Nice yıllar, mutlu yıllar..


İnsan, armağanını kalbi ile birlikte vermezse ne değeri vardır. Yeni yıllar Tanrı’nın bizlere verdiği armağandır. En mutlu günler seninle olsun.. Armağanınla yücel..


Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!


Bu dünyada mutlu olan insanlar; ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan, bulamazlarsa da yaratan insanlardır. Nice mutlu yıllar sana yakışacaktır..


Yeni yılda tüm dargınlıkların bitmesi ve barış içinde yaşanması dileğimle...


(alıntıdır)

24 Aralık 2009 Perşembe

PÜF NOKTALARI..


Tuzsuz tereyağı az az alınıp kullanılmalıdır. Fakat iki - üç kilo kadar tereyağı da su içinde bir süre bozulmadan tazeliğini koruyabilir


Ambalajı açılmış salam, sosis gibi şarküteri ürünlerini buzdolabında 3 gün tutabiliriz. 3 gün içinde tüketilmeyecekse dondurarak bu süreyi 6 aya kadar uzatabiliriz

Taze nane, dereotu, fesleğen gibi otları bozulmadan saklamak için bu otları ince ince kıyıp porsiyon halinde folyoya sararak derin dondurucuda dondurabilirsiniz. Bunun yanında otları ince ince kıydıktan sonra buz kalıplarına koyup buzlukları su ile doldurarak da dondurabilirsiniz. Ayrıca ince kıyılmış otları kavanozlara koyup sıkıştırdıktan sonra üstüne sirke, kaya tuzu ya da sıvı yağ koyarak buzdolabında bekletebilirsiniz.

Kahvenin zamanla tadı bozulur. Bayat bir kahve ikram sırasında sizi zor durumda bile bırakabilir. Bunu engellemek için kahve kavonozuna 2-3 tane kesme şeker atarsanız, farkı görürsünüz.


Kurabiyelerinizin zamanla sertleşmemesi için, kapağı çok iyi kapanan teneke bir kutuda, yanlarına bir iki dilim elma koyarak saklayın. Böylece orada kaldıkları sürece elma gerekli olan nemi sağlar ve kurabiyeleriniz sertleşmeden uzun süre taze kalır.


Sucukları serin bir yerde asmak yetmez. Zamanla üstleri beyaz bir küf kaplar. Zaman zaman sucukların üstünü, yarıya kestiğiniz bir limonla silin. Küflenmesini önlersiniz.
ALINTIDIR

22 Aralık 2009 Salı

YENİ YILIN ANLAMI...



Yılbaşı veya Yeni Yıl bir yılın bitiminin ve yeni bir yıla başlangıcın kutlandığı kültürel bir olaydır. Yıllık takvime sahip kültürler tarafından kutlanır. Türkiye dahil Gregoryen takvim'inin kullanıldığı birçok ülkede yılın ilk resmi günüdür. Bir hıristiyan bayramı olan ve İsa'nın doğuşunu kutlayan Noel'den tamamen ayrı olarak kutlanır. Ancak bazı ülkelerde Noel ve Yılbaşı tatilleri birleştirilir. Sanılanın aksine ağaç süsleme ve hediyeleşme gibi aktiviteler yılbaşında değil, Noel'de gerçekleştirilir.
Türkiye'de Yılbaşı öncesinde alışverişler artar.

Yılbaşı akşamında çeşitli eğlenceler ve kutlamalar düzenlenir. Genelde akşam yemeği menüsünde yöresel yemekler yapılır ve akrabalar yemeğe davet edilirç Aslında Hristiyan toplumlarda Noel'in bir unsuru olan, Noel Ağaçları ve Noel Baba simgeleri de Batı kültürünün etkisiyle Türkiye'deki yılbaşı kutlamalarında kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca yeni yıla girildikten sonra hediye verme adeti de yaygındır. Bunun yanı sıra evlerde yaygın olarak tombala oyunu oynanır. Yılbaşları büyükşehirlerde meydanlarda kutlanır. 31 Aralık gecesi saat 24:00'e yaklaştığında geri sayım yapılır. Büyük meydanlarda havai fişek gösterileri düzenlenir. 1 Ocak, tüm Türkiye'de resmi tatildir.

VİKİPEDİ ALINTI

TATİL BİTTİ :))


Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. "Ne yazık ki tatil sona erdi..." Yönetici şaşırır ve üzülür. "Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?" İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: "Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış..."
ALINTIDIR

16 Aralık 2009 Çarşamba

BU KİŞİLERLE ASLA KAPIŞMAYIN 2. BÖLÜM



Postacıyla tartışmayın
Postacınızla da sakın kavga etmeyin DÜşünün bir kere Diyelim ki, çok önemli bir evrak bekliyorsunuz veya sevgilinizden önemli bir mektup Böyle bir durumda hayatınız postacıya bağlı Size öcünü alabilmek için onlarca bahane uydurabilir

Mesela; mektubunuz posta kutusunda kaybolabilir, gönderen kişi göndermemiş olabilir.


Müşteri Hizmetleri Servisi ile asla kapışmayın

Call center görevlisi gibi müşteriyle birebir ilişkide olan kişilerle tartışmayın Yoksa telefon başında saatlerinizi harcayabilirsiniz!



Kuaförünüzle asla tartışmayın

Güzelliğinizi sadece saçınızla ilişkilendiriyorsanız, asla kuaförünüzle tartışmamalısınız Çünkü sizi rezil de edebilir, vezir de! Saçınız beklediğiniz modelin veya rengin çok dışında bir şekle girebilir



Sinirli taksi şöförleriyle kapışmayın
Trafikte seyrederken laf attığınız veya tartıştığınız kişiye çok dikkat edin! Özellikle mümkünse sinirli taksi şöförlerinden uzak durun Tüm gün trafik içinde boğuşan taksicilerin siniri her an tepesindedir Bu nedenle sizin küçük bir sözünüze verdikleri tepki çok büyük olabilir Dayak yiyebilirsiniz ve hatta sopayla bile dövülebilirsiniz! Aman dikkat!


Garsonlarla sakın kapışmayın

Asla kavga etmemeniz gereken kişiler listesinin son sırasında garsonlar yer alıyor kapışmak için tehlikeli bir grup çünkü öç almayı seven bir meslek grubudur Bütün gün insanlarla başa çıkmak zorunda kalan garsonlar, özellikle kaprisli müşterilerin nazını çekmek durumundadırlar Zaman içinde daha vurdumduymaz hale gelebilirler Hıncını servis ettiği yemekten alabilirler Yani sipariş verdiğiniz yemekle ilgili kötü emelleri olabilir Eğer gittiğiniz bir restoranda yemeğinizi sağlıklı bir şekilde ve olması gerektiği gibi yemek istiyorsanız, siz siz olun, garsonlarla veya aşçılarla fazla kapışmayın


ALINTIDIR

15 Aralık 2009 Salı

SİZİ BEKLEYEN BÖYLE BİRİ VAR MI?

Bu yazıyı çok sevgili arkadaşım iraz-30@hotmail.com yollamış çok beğenerek okudum ve sizlerlede paylaşmak istedim buyrun bakalım ne diyeceksiniz?


Alttaki resim 9 yaşında bir çocuk tarafından çizilmiş






Bana getirip 'bu resim sana neyi ifade ediyor?' dedi. (Üzerindeki yazıyı yazmamıştı henüz)

Bir şeyler söyledim, çocuğun bakış açısını düşünüp neler ifade etmek
istediğini tahmin etmeye çalışarak...

Ama verdiği cevap beni çok şaşırttı. 9 yaşının çok üzerinde bir
anlayışla bana şunları söyledi..

Kuşlardan biri özgür görünüyor, öteki de tutsak. Ama aslında ikisi
de tutsak. Çünkü özgür olan uçarsa arkadaşı düşüp boğulacak!
Her Özgürlüğün İçinde Bir Tutsaklık Vardır! Dedi...



ALINTIDIR

POLİTİKA NEDİR?


çocuk babasına sorar:
"baba politika nedir?"
baba şöyle der:
"bak oğlum, ben eve para
getiriyorum, öyleyse ben
kapitalistim.
annen parayı yönetir, öyleyse o
hükümettir.
deden paranın doğru idare edilip
edilmediğine dikkat eder, öyleyse o da sendikadır.

hizmetçi kız ise işçi sınıfıdır.
bizlerin ise tek hedefi vardır,
senin rahatlığın.
dolayısıyla sen de halksın.
ve altında bezi ile yatan küçük
kardeşin
ise
gelecektir.

söyle bakalım anlayabildin mi?"



çocuk düşünür ve o gece babasının
anlattıklarını
düşüneceğini söyler. gece yarısı
çocuk uyanır. çünkü

küçük kardeşi altını pisletmiştir ve
ağlamaktadır.
ne
yapacağını bilemeyen çocuk anne ve
babasının yatak
odasına gider.
annesi yalnız ve derin bir şekilde
uyumaktadır, öyle



ki onu uyandıramaz.
hizmetçi kızın odasına gider. bakar
ki babası
hizmetçi
kızla yatmaktadır. dedesi de
pencereden gizlice
onları
izlemektedir.
hepsi öyle
meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu
farketmezler bile. çocuk hiçbir şey
yapamadan
yatağına
geri döner.
ertesi sabah baba çocuğa kendince
politikanın ne
olduğunu anlatmasını ister.
"evet" der çocuk,
"kapitalizm işçi sınıfını kötüye
kullanıyor...
sendika bunu seyrediyor...
bu arada hükümet uyuyor...
halk ise dikkate alınmıyor...
ve gelecek bokun içinde yatıyor!
politika budur!!!"

alıntıdır

SON DAKİKA HABERLERİ VE GÜNDEMİ BURADAN TAKİP EDİN

netkitap.com