ŞİİRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞİİRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2010 Çarşamba

Üçüncü Şahsın Şiiri


Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kus gibi gülerdi
Bir rüzgar aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardım
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım

Aksamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım

Attila İlhan

16 Ağustos 2010 Pazartesi

AŞK VE GURUR


Nereden bilecektin seni sevdiğimi
Hiç fısıldamadım ki kulaklarına aşkımı
Senin için
Günlerce gecelerce ağladım
Nereden bilecektin
Hiç silmedim ki yanında gözyaşlarımı..

AHMET SELÇUK İLKAN

14 Ağustos 2010 Cumartesi

13 Mart 2010 Cumartesi

Hayat bu, daha ne olsun ?




Oyle sabah uyanir uyanmaz yataktan firlama
Yarim saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne guzel yine uyandim diye sevin...
Pencerini ac, yagmur da olsa, firtina da olsa nefes al derin derin.

Yuzune su carpma, adamakilli yika yuzunu serin serin...
Geceden hazir olsun, yarin ne giyecegin.
Ona harcayacagin vakitte bir dilim ekmek kizart,
Cek kizarmis ekmek kokusunu icine,
Bak guzelim kahvaltinin keyfine.
Ayakkabilarin boyali olsun, kokun mis,
Once sana guzel gelsin aynadaki siluetin..
Cik evinden neseyle, karsina ilk cikana gulumse, aydinlik bir gun dile.

Sonra kos git isine, dunden, onceki gunden,
Hatta daha da eskiden yarim ne kadar isin varsa hepsini tamamla,
Ohhh soyle bir hafifle
Bir guzel kahve ismarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak icin "alo "de
Hic isin olmasada ogle uzeri disari cik
Yagmur varsa islan, gunes varsa isin, hatta usu hava soguksa...

Yuru, yururken saga sola bak, oylesine degil, gorerek bak
Cicek gorursen kokla ,kopek gorursen oksa
cocuk gorursen yanagindan makas al.
Sonra, soyle bir dusun, kimler sana yol acti,
sen cok darda iken kimler seni ferahlatti,
hani kapini kimsenin calmadigi gunlerde kimler kapini tiklatti?

Ne kadar uzun zamandir aramadin onlari degil mi?
Hadi hemen ugrayabilirsen ugra, arayabilirsen ara
Hatirlarini sor, oyle laf olsun diye degil, kucaklar gibi sor...
Bu sadece onlarin degil, senin de yuregini isitacak,
yuzunde guller actiracak.

Gunun guzeldi degil mi? Aksamin da guzel olsun...
Yemegin ne olursa olsun, masanda illaki kumas ortu olsun..
Saklama tabaklari, bardaklari misafire
Sizden ala misafir mi var bu dunyada ?

Ailecek kurulun sofraya, oyle acele acele degil,
vazife yapar gibi hic degil,
Soyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik biraktiklarini tamamlar gibi tadina var aksaminin...
Gece evinde, dostlarin olsun
Sohbetin yemegin, kahkahan olsun...

Arkadasim,
hayat bu, daha ne olsun?
Ama en once ve illa ki saglik olsun!

Can Yucel

20 Şubat 2010 Cumartesi

KIRDIN KALBİMİ


Ne zaman yağmur yağsa
Bir buluşma yeri olurdun
İstanbul'da rüzgâr soluklara
Mavisi yasaklanmış deniz
Kızıl tufanı yaratmadan daha
Ne zaman yağmur yağsa
Tarihin şiir tanığı olurdun
Yağmurdan sonra
Toprak kokusu bakışlılara

Tam otuz yıl nasıl kıydım sana
Bin zehirli duman arasında
Islığınla besteledim hep
En pembe çocuk düşlerini
Pan'ın flütünden mi kalma
Babam'ın dilsiz kavalından mı
Hep rüzgârla bir tuttum seni
Hani yolu yakın
Aşkı sonsuz kılan rüzgârla bir

Ey can içre cankörüğüm
Hangi kentin temiz havası
Yetmez oldu ki soluğuna
Çıkardın kendini ölüm doruğuna
Ölmek kolay değil cankörüğüm
Kalbimde sevinç gözesi pınarlar
Kalbimde yaşamak aşkı çınarlar
Ve bir nice coşkular coşkular
Sende onlar gibi yaşayacaksın
Akıp ırmaklara karışacaksın
Sırılsıklam bütün sevişmeleri
Yine soluğunla kurutacaksın

ADNAN YÜCEL

13 Şubat 2010 Cumartesi

SEVGİLİLER GÜNÜ ŞİİRİ BENİ UNUTMA!


Bir gun gelirde unuturmus insan
En sevdigi hatiralari bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurdugu zaman
Beni unutma
Cunku ben her gece o saatlerde
Seni yasar ve seni dusunurum
Hayal icinde perisan yururum
Sen de karanligin sustugu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gulusun
Bir avuc su gibi icime, ey yar
Senin de basinda o cilgin ruzgar
Deli deli esiverirse bir gun
Beni unutma
Ben ayagimda carik, elimde asa
Senin icin su yollara dusmusum
Senelerce sonra sana donusum
Bir mahser gunune de raslasa
Beni unutma
Hala duruyorsa yesil elbisen
Onbir gun benim icin giy
Saksidaki penbe karanfilde cig
Ve bahcende yorgun bir kus gorursen
Beni unutma
Buyuk acilara tutustugum gun
Cok uzaklarda da olsan yine gel
Bu olurcesine sevdigine gel
Ne olur Tanriya kavustugum gun
Beni unutma.

Ümit Yaşar Oğuzcan

19 Ocak 2010 Salı

BEN AŞKI ÖLÜMSÜZ BİLENLERDENİM


İstemem sevgili yüzüme gülme
Eğer ki sonunda ağlatacaksan
İstemem sevgilim ümitler verme
Sonunda dünyamı karartacaksan

Ben aşkı ölümsüz bilenlerdenim
Bir ömür boyunca sevenlerdenim
Ellerin ellerime değmesin derim
Eğer ki sonunda bırakacaksan

Gönüle vurulmaz asla bir kilit
Seveni öldürür kırılan bir ümit
Sevgilim yanıma yaklaşmadan git
Eğer ki sonunda ayrılacaksan

AHMET SELÇUK İLKAN

6 Ocak 2010 Çarşamba

BEN SANA MECBURUM


Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
ATTİLA İLHAN

24 Aralık 2009 Perşembe

ÖZLEDİM SENİ..


özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
CAN YÜCEL

22 Aralık 2009 Salı

SAKLI SEVDA



cam yeşili bir kız çok kirpikli
saçları nasıl karanlık bir kızıl
örtülü bir güzellik benzeri olamaz
dudaklarındaki kan etkiliyor asıl
duyarlığı alıngan gönlü ikircikli
ne yazsam ona tutsak
/ adı şehnaz

belki kadın belki çocuk iyice kuşkulu
hangi tutku buğulamış camlarını
bazen ne çok var bazen ne kadar az
kan kırmızı yaşayıp yaz akşamlarını
okşaması boğulmak öpmesi uğultulu
sabah olsam ona tutsak
/ adı şehnaz

saklı sevda sevdaların en saklanmışı
birbirimizde fena boğuluyoruz
hiç kimse birbirimizin yerini tutamaz
benimle yaşayamadığı ona uygunsuz
hiçbir şeye değişmem onunla yaşanmışı
uygunsam ona tutsak
/ adı şehnaz

saklı bir sevdadır bulduk sığındık
bu büyülü bir aşk çünkü yasak
gizli bir mutluluk ki ne söylesem az
bin yılda yaşasak hiç de yaşamasak
varımız yoğumuz aşkımız artık
hayatım ona tutsak
/ adı şehnaz
ATTİLA İLHAN

15 Aralık 2009 Salı

YA SENİNLE YA SENSİZ....


Ya hep ya hiç sevgilim
Ya seninle ya sensiz
Olamaz başka biri
Ya seninle ya sensiz!

İstersen al at beni
İstersen yarat beni
Dağ gibi deniz gibi
Ya seninle ya sensiz!

Olmasa da sevenim
Ağlayanım gülenim
İlk sözüm son yeminim
Ya seninle ya sensiz!

İstersen sevme beni
İstersen bekle beni
Taş gibi toprak gibi
Ya seninle ya sensiz!

Yalnız bir mevsim değil
Yalnız bir bahar değil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz!

İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz!

Ahmet Selçuk İlhan

9 Aralık 2009 Çarşamba

AŞKIMIZ BİR ROMAN




Kalbimde arama eski yerini
Sen gözümden akan sele karıştın
İstesem de artık sevemem seni
Hasret rüzgarına yele karıştın

Seninle aşkımız eski bir roman
Yandı sayfaları külüdür kalan
Sevgilim herşeyim sendin bir zaman
Ne yazık sonunda ele karıştın

Kırılan kalbim var dinmez bir kini
Ömrümce sürecek aşka yemini
Kavuşmak imkansız artık sevgilim
Dönüşü olmayan yola karıştın

AHMET SELÇUK İLKAN

10 Kasım 2009 Salı

10 KASIM TÜRKÜSÜ


Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler
Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte
Senin sustuğunca!

Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
Ana baba oğul kız
Dere tepe bucak köy
Yeryüzü yaşamalarımla değil
Oralarda, senin gittiğince!

Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

6 Kasım 2009 Cuma

KİMİ SEVSEM SENSİN



her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
* * *

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

ATTİLA İLHAN

3 Kasım 2009 Salı

BENDEN KURTULMAK



Size hayır dedikçe vazgeçemiyorum
Soluk soğuğa koşuyorum peşinizden
Üç öğün yediğim dudaklarınız
Zamanı içiyorum gözlerinizden

Gece oldu mu bir seviniyorum ki
Duvarlara gölgeniz düşüyor
Durmadan uzuyor boynunuz bende
Enseniz güzel ya daha güzelleşiyor

Tutup gölgenizi soyuyorum
Meydana çıkıyor güzelliğiniz
O çizgiler, o üçgenler, o yuvarlaklar
O şeyler benden gizlediğiniz

Hepsi bir bir aşikar oluyor
Siz uyurken sizden uzakta
Aynı yastığı paylaşıyoruz her gece
Ben bir yatakta, sen bir yatakta

Gördünüz mü yine kahroldunuz işte
Öpüşmekten, sevişmekten, yorulmaktan
Bari evet deyin de kurtulun
Böyle her gece benim olmaktan
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

30 Ekim 2009 Cuma

KADINLAR İÇİN SONE




Ben güzel gözlü kadinlari severim
Bir de küçük ayaklilari, uzun boylulari
Hem nasil severim, öyle severim iste
Terler avuçlari, kesilir soluklari

Ben mahzun kadinlari severim
Yavru ceylanca kadinlari, ürkekçe
Hem nasil severim, öyle severim iste
Bilemezsiniz ne güzeldirler, öpüstükçe

Ben akilli kadinlari severim
Düsünen, az konusan, çok bilen
Her yerde, her zaman nazi çekilen

Hem nasil severim, öyle severim iste
Içimde büyük, sonsuz atesler yanmali
Ölümüm bile o kadinin yüzünden olmali

Ümit Yaşar Oğuzcan

27 Ekim 2009 Salı

SENI SEVMEK GüNAHSA...





Seni sevmek gunahsa; gunahlarIn en buyugunu isledim ben
Sevmek bir yana taptIm adeta sana ...
Bir sIr gibi sakladIm seni kalbimin en kuytu kosesinde
kimseler gormesin bilmesin istedim
cunku kimseyle seni paylasacak ozveride degilim...
Sana olan tutkum arzularIm gunahsa; cehennemligim ben
Kalbimde yaktIgIn atesin canImI ne kadar yaktIgInI bir bilsen
Cehennemin bana bir damla su olacagInI da bilmelisin...
Bir tek cesaret az yuregimde
Onu da topladIgIm an kendim kesecem ipimi
cehennemde serinlemeye...
ve
ASK; Hic bir zaman heyecan olmadI bende
Hep tutkuyla sevdim istedim seni...
ne zaman veririm son nefesimi
iste o zaman biter
yuregimde buyuttugum bu sevgi...
Ruhsel BarIscimen

26 Ekim 2009 Pazartesi

YÜREĞİM SANA EMANET





Bir nehir ki akar çağlar,
Yüreğim sana emanet.
Bir ateş ki yakar dağlar,
Yüreğim sana emanet.

Bu gönül senin yerindir,
Deryalar gibi derindir,
O her şeyiyle senindir,
Yüreğim sana emanet.

O sana sen ona yarsın,
Seni güneş gibi sarsın,
Sevdiğim iyi ki varsın,
Yüreğim sana emanet.

Sana saray kurası var,
Sevdasıyla yorası var,
Aşktan kalma yarası var,
Yüreğim sana emanet.

Ardından gelir kaç ta bak,
İçindesin sen aç ta bak,
Bir aşk pınarı içte bak,
Yüreğim sana emanet.

Sende çok sev sakla koru,
Seninledir onun zoru,
Daha başka sorma soru,
Yüreğim sana emanet.


Ahmet SEVEN

22 Ekim 2009 Perşembe

Sana geliyorum…







Bu gelişin ne dünü var ne bugünü,
İşte budur benim gönlümün düğünü,
Çözdüm bak işte gör şimdi bu düğümü
Bin yıldan beridir sana geliyorum.

Nice dağlar aştım, nice çöller geçtim,
Bazen yağmur ekip, fırtınalar biçtim,
Susayınca ben aşk şarabından içtim,
Çile dolu yoldan sana geliyorum.

Bu sevdanın önü de yok, sonu da yok,
Bir divaneyim ki adı yok sanı yok,
Bir aşk ki bu seni de yok beni de yok,
İlk kuldan beridir sana geliyorum.

Örslere tuttular da dövdüler beni,
Ateşlerde piştikçe övdüler beni,
Haydi, git yâre deyi kovdular beni,
Aklımı yitirdim sana geliyorum.

Adına aşk diyorlar ki, yanması var,
Ateşler içinde yanıp yunması var.
Bir kâse içinde zehir sunması var,
İçtiğimden beri sana geliyorum.

Bunlar sana yazıldı bak ceylan gözlüm,
Benim sevdalı yüreklim, ateş közlüm,
Asil ruhlum, kartal gözlüm, şirin yüzlüm,
Işığını gördüm sana geliyorum.

(ahmetseven)

21 Ekim 2009 Çarşamba

YALNIZLIK




Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?

ATTİLA İLHAN

SON DAKİKA HABERLERİ VE GÜNDEMİ BURADAN TAKİP EDİN

netkitap.com