7 Mayıs 2009 Perşembe

YAPTIĞIN BANA İSE ÖĞRENDİĞİN KENDİNE




Arkadaşlar haberhürriyet.com da sayın Hülya Sezginin çocuklarımız hakkında yazmış olduğu bu güzel ve eğitici yazıyı okuyunca sizlerlede paylaşmak istedim Hülya hanım okadar güzel bir konuya değinmiş ki bence tüm annelere örnek olmalı diye düşünüyorum.



Anne olarak koltuk değneği mi olmak, yoksa yürümeyi mi öğretmek.

Oğlum Serter dört yaşında idi. Bir gün alışverişe Kemeraltı’na indik. İzmirliler bilirler, Kemeraltı çok kalabalık, her yerden bir insan çıkan, mağazaların ürünlerini satmak amacıyla türlü türlü pazarlama yolu seçtikleri, çok karışık, ama; bir o kadar da gezmesi keyifli dünyanın en büyük açık hava çarşılarından biridir.

O kargaşada ben vitrinlere bakarken, oğlumun kaybolmaması için elini sıkı sıkıya tuttum. Ama küçük beyimiz bundan hiç memnun değil. Tabii ona göre karizma çiziliyor. Sert hareketlerle elimi bırakmaya çalışıyor. Huysuzluk yapıyor. Hemen elini bıraktım. Özgür bir şekilde mutlu-mesut sağa sola bakınarak yürümeye başladı. Bende biraz geri kalarak bir mağazanın girişine saklanıp, saklandığım yerden onu takip etmeye başladım. Biraz sonra aklı başına geldi. Beni aramaya başladı, tabii göremedi. Biraz daha yürüdü, gene arkasını döndü. Anne yok! Ağlamaya başladı. Etrafına insanlar toplanmaya başladılar. İyice panik olmadan, hemen yanına gittim. Benim bir şey söylememe gerek kalmadan elime bir yapıştı, eve gelene kadar da bir daha bırakmadı.

Çocuklarımın ikisini de çok seviyorum. İkisine de elimden geldiğince iyi anne olmaya çalıştım. Ama her şeylerine karışan, hep nefesi ensesinde, her şeylerini önlerine hazır sunan bir anne de olmadım. Onları daima bir adım geriden izledim.

Bir kaç ay sonra üniversite imtihanları başlayacak, inşallah bütün öğrenciler mutlu olacağı bir yerleri kazanır. Benim değinmek istediğim konu bu değil. İşin başka bir boyutu. Belki yaşadıkları illerden çok uzak bir yerlerdeki üniversiteyi kazanacaklar. Belki yurtlarda yer bulacaklar, belki de bulamayacaklar. Belki yakın akraba da olmayacak oralarda yanında kalabileceği. Hoş olsa bile oda beraberinde başka problemleri getirir ya! Belki birkaç arkadaş bir araya gelip ev tutacaklar. İşte sorun burada başlıyor.

Anne babadan uzak kendi başına birkaç arkadaş beraber de olsa evin sorumluluğunu alabilecek şekilde, yani biraz derli-toplu olmayı, aç kalmayacak veya bir tarif okuduğu zaman karnını doyurabilecek kadar yemek yapmayı, çamaşır yıkayıp ütülemeyi, soba yakmayı, bir elektrik kesildiğinde sigortan mı diye bakıp çözebilmeyi vb... ucundan kıyısından da olsa öğrettik mi çocuklarımıza? Eninde sonunda çocuklarımız bizden uzaklaşacaklar. Bana göre doğru olan; onlar daha yanımızda iken bazı şeyleri bizim denetimimizde onlara öğretmemizdir. Ki uzaklaştıkları sırada onlar sıkıntı çekmesinler, bizim de gözümüz arkada kalmasın. Rahmetli annemim bir sözü vardı “yaptığın bana ise, öğrendiğin kendine!” Beni her işe sokardı.

Yani kısacası; çocuklarımıza koltuk değneği olmayalım, onlara yürümeyi, ayakta durmayı öğretelim ki, bizimde gözümüz arkada kalmasın !

3 yorum:

mehtap dedi ki...

Benim annem de öyle söylerdi ama zavallı anneme hiç bir iş yapmadım doğru dürüst.Annem şunu yap, yada bunu yap dediği zaman o an ders yapmıyorsam da dersim var derdim ama erkek kardeşimde anne ben yapayım diye atılırdı.Annemde siz ters doğmuşsunuz.Sen erkek, kardeşin kız doğacakmış derdi.Zavallım şimdi o bana her konuda destek ama ben hala bir faydam olamıyor.Çünkü küçük çocuğum var ve çalışıyorum o nedenle ben herşeye yetişemiyorum diye annem bana yardımcı oluyor.Aslında bu da beni utandırıyor ama o zamanları canım annem çoktan unutmuş,o bana kıyamıyor.Konuyu dağıttım ama yukarıdaki o söz bunları hatırlattı bana.sevgiler canım.

DÜN BUGÜN dedi ki...

Çok eğitici bir yazıydı,ben çocuklarıma çaktırmadan koltuk değneği oluyorum,sevgiler

ebru dedi ki...

sevgili aysed, bloğumda alınması gereken ufak bir paket var. umarım beğenirsin. bu arada blogger üyeliğim ebru bloxooda kitap dükkanı.:)

SON DAKİKA HABERLERİ VE GÜNDEMİ BURADAN TAKİP EDİN